YARRABİ, RUHUMU ÖLMEDEN EVVEL SANA ULAŞTIRMAYI DİLİYORUM!
Selamun Aleykum Sevgili ziyaretçilerimiz.. Sitemizde fark edeceksiniz ki, Islamın 5 şartına değinmiyoruz. Çünkü biz biliyoruz bu bilgileri, en güzel şekilde açıklayan diğer islami sitelerindeki kardeşlerimizden oğrenebilirsiniz.
Bizlerin amacı hiç yerde değinilmeyen, bizlerin kurtuluşunda hayatiyet arz eden konular olan başta Allah'a’a ulaşmayı dilemek ve bunun tek vasıtası olan zikri devreye sokarak “İslam’dan Kopan Kavramlar”, “Kuran-ı Kerim’e Ters Duşen Hurafeler”i sizlerin göz önüne sermektir.
Işte hazine niteliğinde ki konuları, hem dünya, hem ahiret saadetinin anahtarı olan Kuran-ı Kerim ayetleri ışığında sunmak. Bizleri en güzele götürecek olan 7 safhayı vermektir.
İnsanlardan her kim:
“Yarabbi bizi, nasıl Veysel Karani Hazretleri’nin ruhunu Sana ulaştırmışsan..
Nasıl Yunus’un ruhunu Sana ulaştırmışsan..
Nasıl Erzurumlu Ibrâhîm Hakkı Hazretleri’nin ruhunu Sana ulaştırmışsan..
Mevlanâ Celâleddin-i Rumi Hazretleri’nin ruhunu Sana ulaştırmışsan..
İsmini sayamadığımız nice hanım evliyalarından biri olan Rabia-i Adeviyye Hazretleri'nin ruhunu Sana ulaştırmışsan..
Onca evliyanın ruhunu nasıl Sana ulaştırmışsan..Onlar nasıl “ermiş” olmuşlarsa, beni de onlar gibi Sana ulaşmış kıl Yarabbi!
Beni de ermişlerden kıl!” talebinde bulunmuşsa aslında Allah’a ulaşmayı dilemiştir.
Dilden değil kalpten söylerse, kalbinin en derininden ve büyük bir iştiyakle söylerse, işte o derecede üst boyutta birisi olacaktır.
Amacımız Allahû Tealâ Teala’nın hepimize hedef olarak koyduğu ahiret ve dunya mutluluğundan haberdar olmanızdır.
Bu gerçekler niçin diğer hocalar tarafından açıklanmıyor diyebilirsiniz?
Sevgili kardeşlerim, bu konuları açıklama yetkisini Yüce Rabbimiz Kuran-ı Kerim’de buyurduğu üzere, Kendi görevlendirdiği imamlara vazife olarak vermiştir.
Yüce Rabbimiz Secde Suresi 24. ayet-i kerimesinde buyurduğu üzere:
32/SECDE-24: Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).
Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık ve sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk’ul yakîn seviyesinde) yakîn hasil etmiş oldukları için.
Işte ayet-i kerimede belirtildiği üzere bu imamların sabrın sahipleri olmaları sebebiyle “ayetlere yakîn hasil etmeleri” söz konusu.
İnşallah Al-i İmran Suresi 7. ayet-i kerimesinde Yüce Rabbimiz muhkem ve mutesabih ayetlerin varlığından bahsediliyor. Muhkem ayetlere herkese açık olan ayetlerdir. Ama mütesabih ayetleri açıklama yetkisi sadece Yüce Rabbimizin “Ululelbab” olarak ifade ettiği kullarına verilmiştir.
Dileyen kardeşim aşağıda eklediğimiz ayet-i kerimeye bakabilir ins.
3/AL-İ İMRAN-7: Huvellezî enzele aleykel kitâbe minhu âyâtun muhkemâtun hunne ummul kitâbi ve uharu mute?âbihât(mute?âbihâtun), fe emmellezîne fî kulûbihim zeygun fe yettebiûne mâ te?âbehe minhubtigâel fitneti vebtigâe te’vîlih(te’vîlihi), ve mâ ya’lemu te’vîlehû illâllâh(illâllâhu), ver râsihûne fîl ilmi yekûlûne âmennâ bihî, kullun min indi rabbinâ, ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb(elbâbi).
O (Allah) ki; Kitab’ı, sana O indirdi. O’ndan bir kısmı muhkem (mânâsı açık, yorum götürmez, şüphe kabul etmez) âyetlerdir ki; bunlar, (Levhi Mahfuz’daki) ümmülkitapta (yer alan açık ve kesin âyetler)dir. Diğerleri ise müteşabih (mânâsı kapalı, açıklama isteyen) âyetlerdir. Kalplerinde eğrilik (ve döneklik) bulunanlar, fitne çıkarmak ve (kendi yararına uygun) tevîlde (yorumda) bulunmak istedikleri için o (Kitab’)ın müteşabih olan kısmına uyarlar. Halbuki onların tevîlini, kimse bilmez ancak Allah bilir. ,İlimde derinleşmiş olan rasihun (rüsuh sahipleri) ise derler ki: “O’na îmân ettik, hepsi de Rabbimiz katından (indirilme)dir.” Bunu kimse tezekkür edemez ancak ulûl’elbab tezekkür edebilir.
emrimizden imamlar kıldık diyor rabbimiz ayetlerimizi anlatsınlar diye buyuruyor, muhkem ve mutesabih ayetlerin varlığından ve mutesabih ayetleri ancak .
Ayrica buyuk islam alimleri her 100 senede bir dini yenilemek icin muneccidlerin gelecegini mujdeliyor.
Ebu Hüreyre’nin rivayetine göre; Resulullah (sav) şöyle buyurmuş: Gerçekten Aziz ve Celil olan Allah HER YÜZ SENENİN BAŞINDA şu ümmetin dinini bidatten (dine sonradan karışmış batıl uygulamalardan) ayıracak, yenileyecek (ilim sahibi) bir zatıgönderir. (Sünen-i Ebu Davud, 5/100)
Büyük İslam alimi İmam Rabbani’nin bu konudaki açıklaması ise şöyledir:
HER YÜZ SENE BAŞINDA bu ümmetin uleması arasından BİR MÜCEDDİD GELECEK ve şeriatıihya edecektir (canlandıracaktır). (Mektubat-ıRabbani, 1/520)
Bediüzzaman Said Nursi de bu konu hakkında şunları söyler:
Ashab-ıKütüb-i Sitte’den İmam-ı Hâkim’in Müstedrek’inde ve Ebu Dâvud’un Kitab-ı Sünen’inde, Beyhaki "şuab-ıİman"da tahric buyurdular (meydana koydular): "HER YÜZ SENEDE BİR, CENAB-I HAK BİR MÜCEDDİD-İ DİN (DİNİ YENİLEYEN) GÖNDERİYOR..." (Barla Lahikası, s. 119)
Işte Rabbimiz tarafından Secde Suresi 24. ayet-i kerimesi mucibince hidayetle vazifelendirilen devrin Imamı, İmam İskender Ali MİHR hazretleri Allahın emrinde ve tasarufundadır.
Kuran-ı Kerim ayetlerini tezekür etme yetkisinin sahibidir.
Yukarda açıklamaya çalıştığımız tüm bu gerçekleri Efendi Hazretlerinin öğretisine uygun olarak, sitemizi ziyaret eden siz kıymetli kardeşlerimize sunmaktır.
Ayrıca Sanal Dergahımıza hepiniz davetlisiniz. Detaylar için:
http://www.hidayetcagi.com/forum/forum_posts.asp?TID=2485