Her şey Çok mu güzel? Yoksa Allah'a ulaşmayı dileyenlere mi Öyle geliyor?

  MSN ve E-mail: mihr@hidayetcagi.com

KURAN VE HADİS IŞIĞINDA MEHDİ RESUL

Kuran'da ki İslam Sahabe islam'ı nasıl yaşadı? Kuran'ı Kerim tefsiri Kuran'ı Kerim Meali İftiralar'a Cevaplar Hidayet
Çağı
Resul Nebi kavramı

 
Peygamber Efendimizin Ahlakı formundan son 2 konu ] ]
PEYGAMBERİMİZİN İKİ NURLU DUASI

14 August 2008 03:25

 1- “Allahım, kalbimi nurlandır, gözümü nurlandır, kulağımı nurlandır. Sağımı nurlandır, solumu nurlandır. Üstümü nurlandır, altımı nurlandır. Önümü nurlandır, arkamı nurlandır. Nurumu azim kıl ......

Yorum:  5 | Okunma:  201 | Yorum Ekle/Oku
PEYGAMBERIMIZIN SAKALARI

01 May 2008 05:35

MEHMET AKSU KITABINDAN ALINTI:


Peygamber Efendimiz, Allah'ın elçisi olması dolayısıyla ciddi, vakarlı, ağırbaşlı, heybetli bir insandı. Bu hali zaten normaldi. Çünkü taşıdığı görev,.....

Yorum:  20 | Okunma:  1887 | Yorum Ekle/Oku

Soru Cevap formundan son 2 konu ] ]
ALLAHA ULAŞMA MANEVİYATI

19 August 2008 05:33

 

Öncelikle herkese merhaba;

Ben aranıza dün katıldım,inş bundan sonrada burdayım allahın izniyle sitedeki tüm kardeşlerden bir ricam var paylaşırsanız çok sevinirim.

Allaha ulaşmak,ve bunu tüm .....

Yorum:  9 | Okunma:  175 | Yorum Ekle/Oku
Bebek isimleri

19 August 2008 04:55

Savrvb.

Yüce Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun inşaallah.

Bildiğiniz gibi bebek isimleri konusunda birçok söylem var. Kimisi Kur'an da geçmesi lazım gelir derken, kimi de manalı olması kafi .....

Yorum:  6 | Okunma:  123 | Yorum Ekle/Oku

Hoşgeldiniz Misafir ] ]
Selamün Aleykum ve Rahmetüllahi ve Berekatühü. Hoş geldiniz. Hepinizi çook seviyoruz. Hemde çooookk! ALLAH razı olsun.
İsim:
Şifre:
Otomatik Giriş
Beni Aktif Kullanıcılara Ekle
Evet  Hayır
Şifremi unuttum | Kayıt Ol
Aktif Kullanıcılar: 22
Misafir: 7Üyeler: 5
Robotlar: 10Adminler: 0
Members Online: wolfstouch, Durdu Bahadır, kalu_bela, naltay
Üyeler: 3979
En yeni üyemiz mihrmandar18
Günün Ziyaretçileri: 20
....., beriii, Bircan, Durdu Bahadır, evliya, gökyüzü, gsmhaitek, kalu_bela, kars, mihrkoksal, mlh678, mutluluk seninde hakkın, naltay, oguz, osmanli85, özer, r.koç, sulh, vuslat68, wolfstouch
Istatistikler: <-- Bu linkden goruntuleyebilirsiniz.
[Istatistikler bu tablo icin kullanim disi birakilmistir.]

... Menü ...

Güncel 25 Forum Konusu ] ]
Son Mesajı Göster GÜNLÜK VİRD ADABLARI
Gönderen: gökyüzü
Forum: Ana Sayfa Arsivi

Gönderim: Bugün -: 05:02

Son Mesajı Göster ALLAHA ULAŞMA MANEVİYATI
Gönderen: gökyüzü
Forum: Soru Cevap bölümü

Gönderim: Bugün -: 04:35

Son Mesajı Göster İmam olmak..
Sayfa 1 2
Gönderen: evliya
Forum: Serbest kürsü

Gönderim: Bugün -: 04:21

Son Mesajı Göster TÖVBE ALDIM
Gönderen: evliya
Forum: Serbest kürsü

Gönderim: Bugün -: 04:03

Son Mesajı Göster canıma dua eder misiniz canlarımm
Sayfa 1 2
Gönderen: mihrkoksal
Forum: Dua Talepleri ve Dua uzerine makaleler, anlatimlar, hikayeler

Gönderim: Bugün -: 02:12

Son Mesajı Göster HIRSIZ FOTOĞRAF MAKİNEMİ ÇALDI
Sayfa 1 2
Gönderen: mihrkoksal
Forum: Serbest kürsü

Gönderim: Bugün -: 02:01

Son Mesajı Göster Sivri sinegin Rabbini zikredisi!!
Gönderen: derviss
Forum: Serbest kürsü

Gönderim: Dün -: 21:14

Son Mesajı Göster **NEREDEN KATILIYORSUNUZ**..(anket )
Sayfa 1 2 3 4 ... 34 » 35
Gönderen: Canadian
Forum: Serbest kürsü

Gönderim: Dün -: 17:45

Son Mesajı Göster PEYGAMBERIMIZIN SAKALARI
Sayfa 1 2 3
Gönderen: evliya 2004
Forum: Peygamber Efendimizin ahlakı

Gönderim: Dün -: 17:23

Son Mesajı Göster bulgur pilavinin hikayesi
Gönderen: muhammet50
Forum: Serbest kürsü

Gönderim: Dün -: 16:52

Son Mesajı Göster Sebe 20 Kardesimizin Dogum Günü
Gönderen: sebe20
Forum: Kutlamalar - Özel Günler - Tebrikler - Başsağlığı

Gönderim: Dün -: 14:49

Son Mesajı Göster SELAM SANA YA MUHAMMED MUSTAFA
Gönderen: Canadian
Forum: Siirler

Gönderim: Dün -: 14:39

Son Mesajı Göster BİRAZ GÜLELİM
Gönderen: necm 42
Forum: Serbest kürsü

Gönderim: Dün -: 13:51

Son Mesajı Göster KIRDA ZİKİR
Sayfa 1 2
Gönderen: Canadian
Forum: Serbest kürsü

Gönderim: Dün -: 13:49

Son Mesajı Göster kardeşimize acill dua inşşş
Gönderen: Tulpen
Forum: Dua Talepleri ve Dua uzerine makaleler, anlatimlar, hikayeler

Gönderim: Dün -: 13:01

Son Mesajı Göster AYDINLI SEHİT KARDFEŞLERİMİZİN ANISINA
Sayfa 1 2
Gönderen: evliya
Forum: Serbest kürsü

Gönderim: Dün -: 09:57

Son Mesajı Göster dua talebi
Gönderen: evliya
Forum: Dua Talepleri ve Dua uzerine makaleler, anlatimlar, hikayeler

Gönderim: Dün -: 09:39

Son Mesajı Göster ERSOY36 kARDESIMIZI DOGUM GUNU!!=DD
Sayfa 1 2
Gönderen: evliya
Forum: Kutlamalar - Özel Günler - Tebrikler - Başsağlığı

Gönderim: Dün -: 09:27

Son Mesajı Göster ALLAH’A ERMEK.( EVLİYA )
Gönderen: evliya
Forum: Ana Sayfa Arsivi

Gönderim: Dün -: 09:16

Son Mesajı Göster aranıza yeni katıldım
Sayfa 1 2
Gönderen: evliya
Forum: Serbest kürsü

Gönderim: Dün -: 07:53

Son Mesajı Göster Görünmezlik Gerçek Oldu
Gönderen: Durdu Bahadır
Forum: Serbest kürsü

Gönderim: Dün -: 07:06

Son Mesajı Göster Bebek isimleri
Gönderen: naltay
Forum: Soru Cevap bölümü

Gönderim: Dün -: 07:05

Son Mesajı Göster RASULULLAH’A HASRET
Gönderen: nur_84
Forum: Serbest kürsü

Gönderim: Dün -: 04:44

Son Mesajı Göster ABDULKADİR GEYLANİ
Gönderen: Durdu Bahadır
Forum: Siirler

Gönderim: Dün -: 03:44

Son Mesajı Göster SEVGİ
Gönderen: Durdu Bahadır
Forum: Resimler - Animasyonlar - Gifler

Gönderim: Dün -: 02:11


Çeşitli Downloadlar ] ]
Dosyaların üzerine gelip Sağ klik >>hedefi farklı kaydet  / Save target as yöntemi ile bilgisayarınıza yükleyebilirsiniz.
Sehid Fazıl Emre Mehdi AS Şiiri
Şehid Fazıl Emre - Şiir 2
Şehid Fazıl Emre Samsun Konferansı bölüm 1
Şehid Fazıl Emre Samsun Konferansı Bölüm 2a
Şehid Fazıl Emre Samsun Konferansı Bölüm 2b
Şehid Fazıl Emre Samsun Konferansı Bölüm 3
Şehid Fazıl Emre Samsun Konferansı Bölüm 4
Dr Aidin Salih - Gerçek tıp kitabından derlemeler
Allah diyen arslan
Ayşe Özdemir Mutluluk sizin elinizde
Ayşe Özdemir Takva Sahibi olmak
Ayşe Özdemir Mutluluk Sohbeti
Ayşe Özdemir  İlim Verilenler
Ayşe Özdemir Vel Asr-1
Ayşe Özdemir  Vel Asr-2
Ayşe Özdemir Vel Asr-3
Ayşe Özdemir Vel Asr-4
Ayşe Özdemir Kainatin tek dini
Ayşe Özdemir Allah insanı niçin yarattı
Ayşe Özdemir Mutluluğun ve zulmun bedeli
Ayşe Özdemir Mutluluk-2
Ayşe Özdemir Saadet
Ayşe Özdemir Vuslat
Ayşe Özdemir Allaha ulaşmayı dilemek
Ayşe Özdemir  Sağır dilsiz kör ve idraksiz olmak
Ayşe Özdemir  Tabiiyet
Ayşe Özdemir Vahiy
Ayşe Özdemir On iki ihsan yedi nimet
Ayşe Özdemir  İslamın beş şartı yeterlimi
Ayşe Özdemir  Hanif Dini
Ayşe Özdemir Allaha Çağırmak
Ayşe Özdemir Hanif Olmak
Ayşe Özdemir Hak ve Vazife
Ayşe Özdemir  İnsan ve Şeytan
Ayşe Özdemir sahabe-i kiram
Ayşe Özdemir  Sevgi
Ayşe Özdemir  İblisin hedefi
Ayşe Özdemir Türkler ve osmanlı
Ayşe Özdemir Ruhun allah'a iki defa dönmesi
Ayşe Özdemir Amilussalihat
Ayşe Özdemir  Engeller
Ayşe Özdemir  Türkler ve osmanlıda ahlaki nizam
Ayşe Özdemir Mutluluk sizin de hakkınız
Ayşe Özdemir Mutluluk3
Ayşe Özdemir Murşid farzmıdır

  
Kuran da ki Islam

KUR’AN’DAKİ İSLAM

Diyorlar ki: “İslâm; kâinatta Allah’ın indirdiği son dîndir, en mütekâmil dîndir.” Allahû Tealâ hiç öyle söylemiyor. Ama insanlar kendi başlarına ahkâm kesiyorlar. Hıristiyanlığı ayrı, Judaizmi (Yahudilerin dînini) ayrı, Hz. İbrâhîm’in hanif dînini, Hz. Nuh’un dînini, İslâm’ı ayrı bir dîn zannediyorlar. İnsanlar zannediyorlar ki; Allahû Tealâ, her peygambere bir kitap indirmiş ve onunla yeni bir dîn ortaya koymuş.Evet Allahu Teala her peygamberine bir kitap vermiştir ama her kitapta farklı bir din anlayışı göndermemiştir.

Hz. Musa’ya indirilen Tevrat, Hz. İsa’ya indirilen İncil, Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz’e indirilen Kur’ân-ı Kerim, üç ayrı kitap olarak mülahaza ediliyor. Birincisi Judaizmin (Yahudi dîninin) muhtevasını veriyor. İkincisi Hıristiyanlığın kitabı, üçüncüsü de İslâm’ın kitabı olarak lanse ediliyor. Üç ayrı dîn, üç ayrı peygamber olarak anlatılıyor. Allahû Tealâ, Şura Suresinin 13. âyet-i kerimesinde buyuruyor ki:

42/ŞURA-13: Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel muşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

Dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiğimiz (farz kıldığımız) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi sana da vahyederek, size de şeriat kıldık. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine hidayet eder (ulaştırır).

Hz. Musa’ya indirilen şeriat, Hz. İsa’ya indirilen şeriat, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e indirilen şeriat; aynı şeriattır. Hz. İbrâhîm’e indirilen şeriat da, Hz. Nuh’a indirilen şeriat da aynı şeriattır. Eğer tarihî geliş içerisinde sıralıyorsak; önce Hz. Nuh’a bir şeriat gelmiş. Aynı şeriat, Hz. İbrâhîm’e de gelmiş. Hz. İbrâhîm’den sonra, Hz. Musa’ya da aynı şeriat gelmiş. Ondan sonra aynı şeriat, Hz. İsa’ya gelmiş. Aynı şeriat, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e gelmiş.

Allahû Tealâ buyuruyor ki: “Müşriklere söylediğin şey (“Allah’a ulaşmayı dileyin!” sözü), müşriklere ağır geldi. Sonra da Allahû Tealâ: “Allah dilediğini Kendisine seçer ve onlardan kim Allah’a ulaşmayı dilerse, onları Kendisine ulaştırır.” diyor.

Âyet-i kerime, sadece İslâm’ı anlatıyor. Allah’ın, bütün peygamberlere indirdiği tek bir dîn vardır. O dîn, Allah’a teslim olma dînidir. Ezeli ve ebedi dîndir. Hz. İbrâhîm ki; Hz. Musa’dan evveldir, Hz. İsa’dan iki defa evveldir, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den üç defa evveldir. Kur’ân-ı Kerim’imiz, Hz. İbrâhîm’in dînine “Hanif dîni” diyor ve Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in hanif olduğunu söylüyor. Allahû Tealâ, Kur’ân-ı Kerim’de: “Hz İbrâhîm’in hanif dîni” diyor ve Peygamber Efendimiz (S.A.V) için de Rum Suresinin 30. âyet-i kerimesinde şöyle söylüyor:

30/RUM-30: Fe ekim vecheke lid dîni hanîfâ(hanîfen), fıtratallâhilletî fataran nâse aleyhâ, lâ tebdîle li halkıllâh(halkıllâhi), zâliked dînul kayyimu ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).

Öyleyse vechini hanif olarak dîne (dînin kayyum olmasına) ikame et (kıyamda tut). Allah’ın o fıtratıyla ki, (Allah) bütün insanları (hanif) fıtratı ile yarattı. Allah’ın yaratmasında (ne dînde ne de hanif fıtratında) değişiklik olmaz. İşte bu kayyum olan (ezelden ebede kadar kıyamda kalacak, devam edecek) dîndir. Ve lâkin insanların çoğu bilmezler.

Dîn olarak, sadece hanif dîni var olmuştur ve var olacaktır. Başka bir dîn hiç gelmeyecektir. Allahû Tealâ: “Dîn değişmeyecektir ve Allah, insanları hanif fıtratından başka bir fıtratla yaratmayacaktır.” diyor. Öyleyse bütün insanlar, hanif fıtratıyla; sadece hanif dînini yaşayabilecek olan özelliklerle yaratılmıştır. Allahû Tealâ, hanif dîni için: “Bu dîn, ezeli ve ebedi dîndir.” diyor. Öyleyse Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in hanif olduğu, bu âyetle kesinlik kazanıyor.

Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in hanif olması, kendisinden evvel gelen iki peygamberin de, Hz İsa ve Hz. Musa’nın da hanif olmasını gerektirir. Çünkü Allahû Tealâ, aynı şeriatı Hz. İsa’ya da, Hz. Musa’ya da, Hz. İbrâhîm’e de vermiştir. Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz’in hanif olduğu, Kur’ân-ı Kerim’de açık olarak ortaya konmuştur.

Hanif olmanın özelliklerine baktığımız zaman, İslâm dîni için “İslâm” kelimesinin kullanılmasını gerektiren teslimleri görüyoruz. İslâm, 7 safhadan oluşur ve ruhun, vechin, nefsin ve iradenin teslimini içerir. İslâm da, “teslim olmak” demektir. Öyleyse İslâm, Allah’a teslim olanların dînidir.

Kur’ân-ı Kerim’i incelediğimiz zaman, Kur’ân’da İslâm’ın 7 tane safhasını görürüz. 28 basamaklık bir İslâm merdiveninde, 7 tane safha açık bir şekilde ortaya konulur:

1. Safhada, Allah’a ulaşmayı dilemek vardır.

2. Safhada, mürşide ulaşmak ve tâbî olmak söz konusudur.

3. Safhada ruh, Allah’a ulaşır ve teslim olur.

4. Safhada fizik vücut, Allah’a teslim olur. Allah’a ulaşmaz. Ama Allah’ın bütün emirlerini yerine getiren, yasak ettiği hiçbir fiili işlemeyen bir yaratık olarak insanoğlu, fizik vücudunu Allah’a teslim eder.

5. Safhada, nefsin teslim söz konusudur.

6. Safhada, irşada ulaşılır.

7. Safhada iradenin teslimi gerçekleşir.

Bu durumda, Allah ile olan ilişkilerimizde, Allah’a bu 4 teslimi yapmakla mükellefiz. Ve bu, 7 safhanın 7’sini de yaşayarak mümkündür. Hiç kimse, Allah’a ulaşmayı dilemeden İslâm’ı yaşayamaz. Yani Hz. İbrâhîm’in hanif dînini yaşayamaz.

Allahû Tealâ, hanif dîninin, Hz. İbrâhîm’den gelme olduğunu, Kur’ân-ı Kerim’de “Babanız İbrâhîm” ifadesiyle anlatıyor. Hz. Musa, Hz. İsa ve Peygamber Efendimiz (S.A.V), ardarda gelen üç peygamberdir. Ama bunların üçü de Hz. İbrâhîm’den sonra gelmiştir ve üçü de sadece Hz. İbrâhîm’in o hanif dînini yaşamışlardır. Hz. Musa’ya tâbî olanlar da, Hz. İsa’ya tâbî olanlar da, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e tâbî olanlar da aynı dîni yaşamışlardır. “İslâm, yeni bir dîndir.” diyenler, kesin bir şekilde yanılgı içerisindedirler. İslâm yeni bir dîn değildir; kâinatın ezeli ve ebedi dînidir.”

Daha da ötesi; dînler tekâmül etmez. Hepsinde aynı şeriat vardır. Çünkü dînler, Allah’ın yapısıdır. Allah, dîni, en mütekâmil statüde yaratmıştır. Tekâmül eden, insanlardır. Dîn, tekâmülün en üst seviyesinde yaratılmıştır ve aynı esasları, bütün peygamberler zamanında korumuştur.28 basamaklı bir dizaynda 1. basamakta olayları yaşarız.2. basamakta olayların değerlendirilmesi söz konusudur.Diğer insanları hidayete ulaşmaktan men edecek hareket içinde olmayanları Allahu Teala seçer.Bu seçilmiş olanlardan Allaha ulaşmayı dileyenleri Allahu Teala 3. basamağa ulaştırır. 3. basamağa ulaşılmasıyla 7 safhalık İslamın birinci safhası başlar.

1.SAFHA(3. -7. BASAMAKLAR ARASI)

3. basamak

28 basamaklık bir dizaynda birinci safha, 3. basamakta Allah’a ulaşmayı dilemekle başlar.Kör sağır ve dilsiz olan bizleri; gören, işiten ve idrak eden bir hüviyete getirir. 3. basamaktan 7. basamağa birkaç saniyede ulaştırır ve o noktada artık biz gören, işiten ve idrak eden biri oluruz.

Yetmez; bunları yaparken Allahû Tealâ bizlere dereceler verir. Sadece Allah’a ulaşmayı dilediğimiz için bizleri dereceler kazanmış kabul eder, bütün günahlarımızı örter. 7. basamakta oluruz.

Allah’a ulaşmayı dilemek üzerimize farz mıdır? Evet, farzdır. Allahû Tealâ Rum-31’de diyor ki:

30/RUM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).

O’na (Allah’a) yönelin (O’na ulaşmayı dileyin) ve takva sahibi olun . Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

Allahû Tealâ Lokman Suresinin 15. âyet-i kerimesinde ise şöyle buyuruyor:

31/LOKMAN-15: Ve in câhedâke alâ en tuşrike bî mâ leyse leke bihî ilmun fe lâ tutı’humâ ve sâhibhumâ fîd dunyâ magrûfen vettebi’ sebîle men enâbe ileyy(ileyye), summe ileyye merciukum fe unebbiukum bi mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).

Bilgin olmayan bir şey hakkında, şirk koşman için seninle mücâdele ederlerse, ikisine de itaat etme! Ve dünyada onlara güzellikle sahip ol. Bana yönelenlerin (ruhunu Bana ulaştırmak üzere yola çıkaranların) yoluna tâbî ol. Sonra dönüşünüz Bana’dır. O zaman yaptığınız şeyleri size haber vereceğim.

Allahû Tealâ Zümer-54’te buyuruyor ki:

39/ZUMER-54: Ve enîbû ilâ rabbikum ve eslimû lehu min kabli en ye’tiyekumul azâbu summe lâ tunsarûn(tunsarûne).

Rabbinize (Allah’a) yönelin (ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı dileyin) ve O’na (Allah’a) teslim olun. Üzerinize azap (kabir azabı) gelmeden önce (ölümden önce). Yoksa sonra yardım olunmazsınız.

Demek ki; Allah’a ulaşmayı dilemek, farzdır.

İslâm’ın 1. safhasındayız. Bu ilk safhada, Allah’ın dizaynı, açık bir dizayn olarak karşımıza çıkıyor. Kur’ân’da Allah’a ulaşmayı dilemek farzdır.

4. basamak

Allah Rahim esmasıyla tecelliye başlar. 4.basamakta Allahu Teala Rahîm esmasıyla tecelli ediyor.Allaha ulaşmayı dilemeyen kişiye Rahîm esmasıyla tecelli söz konusu değildir.

Yusuf 53 :
Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûı illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).

Ve ben nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam) çünkü nefs mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin rahim esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim mağfiret eden (günahları sevaba çevirendir), rahîm (rahmet nurunu gönderen, rahmetiyle nefsleri tezkiye ve tasfiye eden)dir.

5.basamak

5.basamakta kişinin gözlerinden hicabı mesture alınıyor (1. furkan),basar hassası üzerindeki gışavet alınıyor (2. furkan).

Isra 45-46 :
Ve izâ kara’tel kur’âne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yu’minûne bil âhıreti hicâben mestûrâ(mestûren). Ve cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakran), ve izâ zekerte rabbeke fîl kur’âni vahdehu vellev alâ edbârihim nufûrâ(nufûren).

Sen Kur’ân’ı kıraat ettiğin (okuduğun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel Allah’a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına hicab-ı mesture kıldık (gözlerinin üzerine, görmelerini engelleyen bir perde koyduk). O’nu (Kur’ân’ı), fıkıh (idrak) etmelerine karşı, (fıkıh edemesinler diye) kalplerinin üzerine (idrak etmeyi engellemek için) ekinnet ve onların kulaklarına vakra (işitme engeli) kıldık. Ve sen Kur’ân’da Rabbinin tekliğini zikrettiğin zaman, nefretle arkalarına döndüler.

Casiye 23 :
E fe reeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gışâveh(gışâveten), fe men yehdîhi min ba’dillâh(ba’dillâhi), e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).

Hevalarını (nefslerini) kendilerine ilâh edinenleri görmedin mi (habibim)? Allah, onları bir ilim üzere dalâlette bırakır. Onların kalplerindeki sem’î (işitme) hassasını ve kalplerini (kalpteki idrak hassasını) mühürler ve onların kalplerindeki basar (görme) hassasının üzerine gışavet (isimli bir perde) çeker. Öyleyse (artık) Allah’tan sonra kim bu kişiyi hidayete erdirebilir? Hâlâ düşünmez misiniz?

Enfal 29 :
Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).

Ey âmenû olanlar, Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.

6.basamak

6.basamakta kişinin kulaklarındaki vakra alınıyor,semî hassası üzerindeki mühür açılıyor .

Casiye 23 :
E fe reeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gışâveh(gışâveten), fe men yehdîhi min ba’dillâh(ba’dillâhi), e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).

Hevalarını (nefslerini) kendilerine ilâh edinenleri görmedin mi (habibim)? Allah, onları bir ilim üzere dalâlette bırakır. Onların kalplerindeki sem’î (işitme) hassasını ve kalplerini (kalpteki idrak hassasını) mühürler ve onların kalplerindeki basar (görme) hassasının üzerine gışavet (isimli bir perde) çeker. Öyleyse (artık) Allah’tan sonra kim bu kişiyi hidayete erdirebilir? Hâlâ düşünmez misiniz?

Isra 45-46 :
Ve izâ kara’tel kur’âne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yu’minûne bil âhıreti hicâben mestûrâ(mestûren). Ve cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakran), ve izâ zekerte rabbeke fîl kur’âni vahdehu vellev alâ edbârihim nufûrâ(nufûren).

Sen Kur’ân’ı kıraat ettiğin (okuduğun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel Allah’a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına hicab-ı mesture kıldık (gözlerinin üzerine, görmelerini engelleyen bir perde koyduk). O’nu (Kur’ân’ı), fıkıh (idrak) etmelerine karşı, (fıkıh edemesinler diye) kalplerinin üzerine (idrak etmeyi engellemek için) ekinnet ve onların kulaklarına vakra (işitme engeli) kıldık. Ve sen Kur’ân’da Rabbinin tekliğini zikrettiğin zaman, nefretle arkalarına döndüler.

7. basamak

7.basamakta kişinin kalbinin mührü açılıyor, kalbdeki ekinnet alınıyor , ekinnetin yerine ihbat konuluyor .

Hac 54 :
Ve li ya’lemellezîne ûtul îlme ennehul hakku min rabbike fe yu’minû bihî fe tuhbite lehu kulûbuhum, ve innallâhe le hâdillezîne âmenû ilâ sırâtın mustakîm (mustakîmin).

Ve kendilerine ilim verilenlerin, onun (irşad makamının, resûlün, nebînin) söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğunu bilmeleri, ona îmân etmeleri, onların kalplerinin onu, (Allah’ı) idrak etmesi (kalplerinden ekinnetin alınıp yerine ihbat sistemi konarak kalplerin mutmain olması) içindir. Muhakkak ki Allah, âmenû olanları (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) mutlaka Sıratı Mustakîm’e hidayet edendir.

2.SAFHA(8.-14. BASAMAKLAR ARASI)

Burada Allah kalbimize ulaşır, kalbimizin nur kapısını Allah’a çevirir, göğsümüzü yararak göğsümüzden kalbimize nur yolu açar. Ve zikir yaparız. Kalbimize kadar gelen rahmetle fazldan, nefsimizin kalbine %2 oranında rahmet nuru girip, yerleşir. Ve bu sebeple hûşû sahibi oluruz. Hûşû sahipleri, mürşidi isteme hakkının sahibidir. Hacet namazı kılınca, Allahû Tealâ mürşidimizi gösterir.

8.basamak

8.basamakta Allah(c.c) kişinin kalbine ulaşıyor.

Tegabün 11:
Mâ esâbe min musîbetin illâ bi iznillâh(iznillâhi), ve men yû’min billâhi yehdi kalbeh(kalbehu), vallâhu bi kulli şey’in alîm(alîmun).

Allah izin vermedikçe, kimseye bir musîbet isabet etmez. Kim Allah’a âmenû olursa, Allah onun kalbine ulaşır. Ve Allah, herşeyi bilir.

9.basamak

9.basamakta Allah(c.c) kişinin kalbinin nur kapısını Allah’a çeviriyor.

Kaf 33 :
Men haşiyer rahmâne bil gaybi ve câe bi kalbin munîb(munîbin).

Gaybte Rahmân’a huşû duyan ve (Allah’a) dönük bir kalple (Allah’ın huzuruna) gelenlerdir .

10.basamak

10.basamakta Allah(c.c) kişinin göğsünden kalbine nur yolu açıyor.

Enam 125 :
Fe men yuridillâhu en yehdiyehu yeşrah sadrehu lil islâm(islâmi), ve men yurid en yudıllehu yec’al sadrehu dayyikan haracen, ke ennemâ yassa’adu fîs semâi, kezâlike yec’alûllâhur ricse alâllezîne lâ yu’minûn (yu’minûne).

Artık Allah kimi hidayete erdirmeyi dilerse onun göğsünü yarar,teslime (İslâm’a) açar. Kimi dalâlette bırakmayı dilerse, onun göğsünü semada yükseliyormuş gibi daralmış, sıkıntılı yapar. Böylece Allah, mü’min olmayanların üzerine pislik (azap, darlık, güçlük) verir.

11.basamak

11.basamakta kişi zikir yaptıkça bir önceki basamakta açılan nur yolu vasıtası ile rahmet nurları kişinin kalbine girmeye başlıyor.

Zümer 22 :
E fe men şerehallâhu sadrehu lil islâmi fe huve alâ nûrin min rabbih(rabbihi), fe veylun lil kâsiyeti kulûbuhum min zikrillâh(zikrillâhi), ulâike fî dalâlin mubîn(mubînin).

Allah kimin göğsünü İslâm için (Allah’a teslim için) yarmışsa artık o, Rabbinden bir nur üzere olur. Allah’ın zikrinden (Allah’ı zikretmedikleri için) kalpleri kasiyet bağlayanların vay haline! İşte onlar, apaçık dalâlettedirler.

12.basamak

12.basamakta zikir sayesinde kişinin kalbinde %2 nur ve huşu oluşuyor.

Hadid 16 :
E lem ye’ni lillezîne âmenû en tahşea kulûbuhum li zikrillâhi ve mâ nezele minel hakkı ve lâ yekûnû kellezîne ûtûl kitâbe min kablu fetâle aleyhimul emedu fe kaset kulûbuhum, ve kesîrun minhum fâsikûn(fâsikûne).

Âmenû olanların kalplerinde, Allah’ın zikri ile (ve bu zikirle) Hakk’tan inen şeyle (nurla) huşûya ulaşmak (huşû sahibi olmak) zamanı gelmedi mi? Kendilerine kitap verilen ve sonra aradan uzun zaman geçen (ve bu zaman zarfında Allah’ı zikretmedikleri için) kalpleri kasiyet bağlayan (kalpleri zikirsizlikten kararan ve sertleşen ve hastalanan) kimseler gibi olmasınlar (zikretsinler ki kalpleri kararmasın). Onların çoğu fasıklardır (hidayete erdikten sonra yoldan çıkanlardır).

13.basamak

13.basamakta kişi hacet namazını kılıyor ve mürşidi kendisine gösteriliyor.

Bakara 45-46 :
Vesteînû bis sabri ves salât(sâlâti), ve innehâ le kebîretun illâ alel hâşiîn(hâşiîne). Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).

(Allah’tan) sabırla ve namazla yardım (istiane) isteyin. Fakat muhakkak ki bu (HACET NAMAZI ile kişiyi Allah’a ulaştıran MÜRŞİD’i sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir. O (huşû sahipleri) ki; onlar, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarını ve (sonunda ölümle) mutlaka O’na döneceklerini bilirler. (Yakîn derecesinde inanırlar.)

14.basamak

14.basamakta kişi mürşidin önünde tevbe ediyor. Ve ruh vücudu terk ediyor. Hangi mürşide tâbî olduysa onun dergahına gider ve oradan da ana dergaha ulaşır. Mürşide ulaştığımız zaman devrin imamının ruhu, kişinin başı üzerine gelir.Burada tâbiiyetin sonucu, seyri sulükun başlamasıdır. Tâbiiyetin arkasından seyru sülûk başlar.

Furkan 70 :
İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen).

Ancak kim (mürşidi önünde) tevbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü’min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah, seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafûr’dur (günahları sevaba çeviren), Rahîm’dir (rahmet gönderen).

Bu tevbeyi ve tevbe merasimini Rabbimiz Nebe suresinin 39. ayeti ile Mümin suresi 7. ve 15. ayeti kerimelerinde beyan ediyor.

Nebe 39:
Zâlikel yevmul hakk(hakku), femen şâettehaze ilâ rabbihî meâbâ(meâben).

İşte o gün (mürşidin eli Hakk’a ulaşmak üzere öpüldüğü ve ona tâbî olunduğu gün), Hakk günüdür. Dileyen (Allah’a ulaşmayı dileyen) kişi, kendisini Rabbine ulaştıran (yolu, Sıratı Mustakîm’i) yol ittihaz eder (edinir). (Allah’a ulaşan kişiye Allah), meab (sığınak, melce) olur.

Mümin 7 :
Ellezîne yahmilûnel arşa ve men havlehu yusebbihûne bi hamdi rabbihim ve yu’minûne bihî ve yestagfirûne lillezîne âmenû, rabbenâ vesi’te kulle şey’in rahmeten ve ilmen fagfir lillezîne tâbû vettebeû sebîleke ve kıhim azâbel cahîm(cahîmi).

Arşı tutan melekler ve onun etrafındaki kişi (huzur namazının imamı), Rab’lerini hamd ile tesbih ederler ve ona îmân ederler. Ve amenû olanlar için (Allah’tan) mağfiret dilerler. "Rabbimiz, Sen herşeyi rahmetle (rahmetinle) ve ilimle (ilminle) kuşattın. Böylece (mürşidin önünde) tevbe edenleri ve senin yoluna (Sıratı Mustakîm’e) tâbî olanları mağfiret et (günahlarını sevaba çevir). Ve onları cehennem azabından koru!”

Mümin 15 :
Refîud derecâti zûl arş(arşi), yulkîr rûha min emrihî alâ men yeşâu min ibâdihî li yunzire yevmet telâk(telâkı).

Dereceleri yükselten ve arşın sahibi olan Allah, kullarından (Kendisine ulaştırmayı) dilediği kişinin (Allah’a ulaşmayı dilediği için Allah’ın da Kendisine ulaştırmayı dilediği kişinin) üzerine (başının üzerine) Allah’a ulaşma gününün geldiğini (o kişinin ruhuna) ihtar etmek için, emrinden (Allah’ın emrini tebliğ edecek) bir ruh ulaştırır.


3.SAFHA(15.-21. BASAMAKLAR ARASI)

15.basamak

Nefsi Emmare : Bu basamaktan itibaren kişi nefs tezkiyesine başlamıştır. Bu basamak nefs tezkiyesinin ilk kademesidir. Kalbimizin içine îmân yazılmış durumdadır. Zikir yaptığımız zaman Allah’ın katından gelen rahmetle fazl ve rahmetle salavat kalbimize girer. Fazıllar, kalbimizde îmân kelimesinin etrafında yerleşmeye başlar. Fazıllar %7’yi bulunca, mürşide ulaştığımız zaman bizden ayrılan ruhumuz, 1. gök katına ulaşır.

Yusuf 53 :
Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûı illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).

Ve ben nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam) çünkü nefs mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin rahim esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim mağfiret eden (günahları sevaba çevirendir), rahîm (rahmet nurunu gönderen, rahmetiyle nefsleri tezkiye ve tasfiye eden)dir.

Bu basamakta nefsin kalbinde %7 fazl birikimi tamamlanır ve ruh birinci gök katına ulaşır.

16.basamak

Nefsi Levvame : Bu basamakta, nefsimizin kalbinde 2. defa %7 nur birikimi olur. Bu basamak nefs tezkiyesinin ikinci kademesidir.Kişi nefsini levm etmektedir(kınamaktadır). Ruhumuz 2. gök katındadır.

Kıyame 2 :
Ve lâ uksimu bin nefsil levvâmeh(levvâmeti).

O levvame (kınanan, suçlanan) nefse yemin ederim.

Bu basamakta ruh ikinci gök katına %14 fazl birikimiyle ulaşır.

17.basamak

Nefsi Mülhime : Nefs tezkiyesinin üçüncü kademesidir.Kişi Allah’tan takva ve şeytandan füccur istikametinde ilham alır.

3. defa %7 nur birikimi olur. Bu basamakta %21 fazl birikimiyle ruh üçüncü gök katına ulaşır. Nefsi Levvame’deyken, nefsi Mülhime’ye ulaşırız. Nefsini levm eden bir kişiyken, bize ilham edilmeye başlanan bir insan oluruz.

Şems 8 :
Fe elhemehâ fucûrehâ ve takvâhâ.

Ona (o nefse), (Allah’ın) takvası ve (şeytanın) füccuru ilham edilir.

18.basamak

4. defa %7 nur birikimi ile mutmain oluruz.

Nefsi Mutmainne : Nefs tezkiyesinin dördüncü kademesidir.Kişi Allah’ın kendisine verdiği nimetlerden mutmain olmuştur.Tatmin olmuştur.Doyuma ulaşmıştır.

Fecr 27 :
Yâ eyyetuhen nefsul mutmainneh(mutmainnetu).

Ey mutmain olan nefs!

Allah’ın verdiklerini yeterli buluruz. Bu basamakta ruh %28 fazl birikimiyle dördüncü gök katına ulaşır.

19.basamak

Nefsi Radiyye : Nefs tezkiyesinin beşinci kademesidir.Bu kademede kişi Allah’tan razıdır.

Fecr 28 :
İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten).

Allah’tan razı ol ve Allah’ın rızasını kazan. (Ey ruh!) Allah’a (Rabbine) geri dönerek ulaş.

Bu basamakta ruh %35 fazl birikimiyle beşinci gök katına ulaşır. Allah’tan razı oluruz.Ruhumuz 5. gök katındadır.

20.basamak

Nefsi Marziyye : Nefs tezkiyesinin altıncı kademesidir.Bu kademede Allahu Teala da kişiden razı olmuştur.

Fecr 28 :
İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten).

Allah’tan razı ol ve Allah’ın rızasını kazan. (Ey ruh!) Allah’a (Rabbine) geri dönerek ulaş.

Bu basamakta ruh %42 fazl birikimiyle altıncı gök katına ulaşır.

21.basamak

Her seferinde %7 nur birikimi devam eder. Ve 7. defa %7 nur birikimi ile nefsimiz tezkiye olur. Yani nefsimizin %50’den fazlası Allah’ın nurları ile bezenir. %49 fazl ve %2 rahmet nuru ile, %51 nura ulaşırız; nefsimiz tezkiye olur.

Nefsi Tezkiye : Bu kademede kişi nefsini tezkiye etmiştir.Bunun anlamı kalbinde %51 nur oluşmuştur.Kalbinde Allah’ın nurları hakim olmuştur.Ruhu bu noktada Allah’a ulaşmıştır.

Fecr 28 :
İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten).

Allah’tan razı ol ve Allah’ın rızasını kazan. (Ey ruh!) Allah’a (Rabbine) geri dönerek ulaş.

Fatır 18 :
Ve lâ tezirû vâziretun vizre uhrâ, ve in ted’u muskaletun ilâ himlihâ lâ yuhmel minhu şey’un ve lev kâne zâ kurbâ, innemâ tunzirullezîne yahşevne rabbehum bil gaybi ve ekâmûs salâh(salâte), ve men tezekkâ fe innemâ yetezekkâ li nefsih(nefsihî), ve ilâllâhil masîr(masîru).

Yük taşıyan birisi (bir günahkâr) başka birinin yükünü (günahını) yüklenmez. Eğer ağır yüklü kimse, onu (günahlarını) yüklenmeye (başkasını) çağırsa bile ondan hiçbir şey yükletilemez, onun yakını olsa dahi. Sen ancak gaybte Rabbine huşû duyanları ve namazı ikame edenleri uyarırsın. Ve kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o taktirde bunu sadece kendi nefsi için yapar. (Nefs tezkiyesi ile ruh) Allah’a döner (ulaşır).

Rabbimiz tezkiyeye ulaşan kişilerin felaha erdiğini Şems suresinin 9. ayeti kerimesinde beyan ediyor.

Şems 9 :

Kad efleha men zekkâhâ

Andolsun ki; nefsini tezkiye eden, felâha erer.

Hidayet nedir? Allahû Tealâ Al-i İmran-73’de “İnnel hudâ hudallâh” diyor.

3/AL-İ İMRAN-73: Ve lâ tu’minû illâ li men tebia dînekum, kul innel hudâ hudallâh en yu’tâ ehadun misle mâ ûtîtum ev yuhâccûkum ınde rabbikum, kul innel fadla bi yedillâh(yedillâhi), yu’tîhi men yeşâ’(yeşâu), vallâhu vâsiun alîm(alîmun).

Ve sizin dîninize tâbî olandan başka kimseye inanmayın. (Habibim) de ki: “ Hiç şüphesiz hidayet, Allah’a ulaşmaktır.” (İnsan ruhunun ölmeden evvel Allah’a ulaşmasıdır.) Size verilenin bir benzerinin başka birine verilmesi (sebebiyle mi) veya Rabbinizin katında (sizlerle) tartışacakları için mi (böyle söylüyorsunuz)? De ki: “Hiç şüphesiz fazl, Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir.” Ve Allah, VÂSİ’un ALÎM’dir. (Allah herşeyi kuşatan ve herşeyi bilendir.)

inne : muhakkak ki,

el hudâ : hidayet,

hudallâh : Allah’a ulaşmaktır.

Bazıları bunun manası;“Allah’a ulaşmak değil, Allah’ın ulaştırmasıdır.” diyorlar. Allah’ın ulaştırmasıysa, o zaman Allahû Tealâ bir âyet daha devreye sokuyor: Şura suresinin 13. ayeti kerimesi.

Bu âyette Allahû Tealâ: “Allah dilediğini Kendisine seçer ve onlardan kim Allah’a yönelirse, Allah’a ulaşmayı dilerse, onları Kendisine ulaştır.” buyuruyor.

42/ŞURA-13: Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel muşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

Dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiğimiz (farz kıldığımız) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi sana da vahyederek, size de şeriat kıldık. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine hidayet eder (ulaştırır).

Öyleyse Allah’a ulaşmak söz konusudur ve bu da Allah’a ulaşmayı dilemekle mümkündür. Allah’ın Kendisine ulaştırması, sadece Allah’a ulaştırmayı tahakkuk ettirir. Görüyoruz ki “innel hudâ hudallâh” ifadesi her halükârda, Allah’ın Kendisine ulaştırmasıdır.

Öyleyse ruhun Allah’a ulaşması farz mıdır?

Allahû Tealâ: Zumer-54’de : “Rabbinize yönelin ve O’na teslim olun.” buyuruyordu. Bu ruhun da, vechin de, nefsin de, iradenin de teslimini gösterir.

Allahû Teaâ Muzemmil-8’de buyuruyor:

73/MUZEMM İ L-8: Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).

Rabbinin (Allah’ ı n) ismiyle zikret ve her ş eyden kesilerek O’na (Allah’a) dön (ula ş , vas ı l ol).

Bu da Allah’a ulaşmanın bir farz emridir. Ve bunun bir emir olduğu, Allahû Tealâ tarafından Rad Suresinin 21. âyet-i kerimesinde anlatılıyor:

13/RAD-21: Vellezîne yas ı lûne mâ emerallâhu bihî en yûsale ve yah ş evne rabbehum ve yehâfûne sûel hisâb (hisâbi).

Ve onlar, Allah’ ı n (ölümden evvel), Allah’a ula ş t ı r ı lmas ı n ı emretti ğ i ş eyi (ruhlar ı n ı ), O’na (Allah’a) ula ş t ı r ı rlar. Ve Rab’lerine kar şı hu ş û duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.

“Ve onlar, Allah’ın Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi Allah’a ulaştırırlar.”

Ruh, Allah’ın Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeydir. Kur’ân-ı Kerim’de geçen emirler, farzdır. İşte ruhun Allah’a ulaştırılması da farzdır.

4.SAFHA(22.-25. BASAMAKLAR ARASI)

22.basamak

Fena Makamıdır.

22. basamakta ruh Allah’ın Zat’ında yok olur. Bu basamakta kişinin ruhu Allah’a ulaşmıştır ve Allah’ta ifna (fena-yok) olmuştur. Ruhu Allah’a ulaşan kişi için Allah’ın zatı bir (meab) sığınacak yerdir.Ve Allahu Teala Allah’ın zatının , Allah’ın katında sığınacak en güzel sığınak olduğunu buyuruyor.

Nebe 39 :
Zâlikel yevmul hakk(hakku), femen şâettehaze ilâ rabbihî meâbâ(meâben).

İşte o gün (mürşidin eli Hakk’a ulaşmak üzere öpüldüğü ve ona tâbî olunduğu gün), Hakk günüdür. Dileyen (Allah’a ulaşmayı dileyen) kişi, kendisini Rabbine ulaştıran (yolu, Sıratı Mustakîm’i) yol ittihaz eder (edinir). (Allah’a ulaşan kişiye Allah), meab (sığınak, melce) olur.

Aliimran 14 :
Zuyyine lin nâsi hubbuş şehevâti minen nisâi vel benîne vel kanâtîril mukantarati minez zehebi vel fıddati vel haylil musevvemeti vel en’âmi vel hars(harsi), zâlike metâul hayâtid dunyâ, vallâhu indehu HUSNUL MEÂB(meâbi).

İnsanlara, kadınlardan, oğullardan, kantar kantar altın ve gümüşten salma (ağzı ve ayakları ak nişaneli) atlar ve davarlar ile ekinlerden (oluşan) zevklere sevgi (düşkünlük) süslendi (cazip gösterildi). Bunlar, dünya hayatının yararlanılacak metaıdır (geçici şeyleridir), ve Allah, O’nun (Allah’ın) katında en güzel sığınaktır.

Bu basamakta fazıllar %61’e kadar yükselir.

23. basamak

Beka Makamıdır. Bu makamdakilerAllah’ın katında altın tahtlar üzerinde bakî olanlardır. 22. basamakta ruhları Allah’ın Zat’ında yok olan insanlardan, nefslerinin kalbindeki nuru arttıranlardan, %61’i aşanları Allahû Tealâ İndi İlâhi’de bir taht ihsan eder.

Enam 127 :
Lehum dârus selâmi inde rabbihim ve huve veliyyuhum bimâ kânû ya’melûn (ya’melûne).

Rab’lerinin katında onlar için selâm yurdu (teslim yurdu) vardır. Yapmış olduklarından dolayı, O (Allah), onların dostudur.

Bu basamakta nurlar %61’den %71’e yükselir.

24.basamak

Bu basamakta kişi Zühd Makamına ulaşmıştır . Bir şeye değer vermeyen kişi o şeye karşı zahiddir.Kişi bu basamakta zikirsizliğe karşı zahiddir. Rabbimiz Yusuf suresinin 20. ayeti kerimesinde negatif zühdden bahsediyor.

Yusuf 20 :
Ve şerevhu bi semenin bahsin derâhime ma’dûdeh(ma’dûdetin), ve kânû fîhi minez zâhidîn(zâhidîne).

Ve onu (Yusuf’u), az bir fiyatla, birkaç dirheme sattılar. Çünkü; ona karşı zahidlerden idiler.

Yani zikre daha çok de